Paz. Eyl 20th, 2020

”Başarıların Büyüsüne Kapılmak İstemiyoruz”

Ordu 1.Amatör Lig ekiplerinden Kotyora Futbol Kulübü’nün başarılı ismi Hakican Tekkaya ile sohbet tadında gerçekleşen röportajın ikinci bölümünü sizler için derledik.

Türkiye Futbol Federasyonu’nun Amatör Lig’de belli bölümün devam edeceğini açıklanmasının ardından oynanmayan Ordu 1.Amatör Lig Play-Off maçları heyecanı yeniden başlayacak. 2019-2020 sezonunda ligin tescilinin oynanarak belirleneceği Ordu 1.Amatör Lig maçları öncesinde, Kotyora Futbol Kulübü’nün kurucu ismi, yönetici, antrenörü ve futbolcusu olan Hakican Tekkaya ile konuştuk.

Çarşamba günü Spor52.com ve Ordu Yorum Gazetesi’nde yayınlanan ilk bölümde özellikle Orduspor üzerinden bir sohbet gerçekleştirirken, ikinci bölümde Kotyora Futbol Kulübü ve Covid-19 salgını hakkında konuştuk.

Renkli ve farklı bir anlayışla Ordu futboluna giriş yaptınız ve bu sezon lig sıralamasında kulübün en iyi sezonunu yakaladınız. İlk kurulduğu andan itibaren bugünü göze aldığımızda kulübün gidişatından memnun musun?

Geride kalan dört yılı değerlendirdiğimizde sportif açıdan gelişim kaydederek gelmişiz. Dört yıl önce hiç olmayan bir takım bu sene normal sezonu ikinci bitirmiş, elbette memnunum. Ama şunun da farkındayım. Biz, daha çok genç bir amatör takımız; seneye bırakın iyi bir takım olmayı, belki maça çıkabilecek 11 oyuncuyu bile bir araya getiremeyiz. Çünkü mezuniyetler, tayinleri, evlilikler, çocuklar, sınavlar, hastalıklar… daha aklıma gelmeyen birçok sebep oyuncu grubunun devamlılığını baltalayabiliyor. Bu şartlar, bizim gibi oyuncusuna ödeme yapmayan tüm amatör takımlar için geçerli. Ama bizi diğerlerinden ayıran tek küçük fark her şeyden önce bir arkadaş takımı olmamız. Geçen sezon altı maç üst üste kazanamadığımız dönemde dahi idmana gelen oyuncu grubunda hiçbir eksiklik olmamıştı. Oyuncu transferi konusunda da sportif kıstasların önüne moral değerleri koyuyoruz ve takım içi bu ahengi bozmamaya gayret ediyoruz. Yani ben ve yönetici arkadaşlarım amatör futbolda durumların çok çabuk değişebileceğinin farkındayız ve asıl meselenin altyapı olduğunu biliyoruz. O konuda da şu günümüze kıyasla -şimdi açıklamayacağım- çok uçuk hayal ve projelerimiz var. A takım Kotyora FK’nın görünen yüzü, bizim penceremiz, onu hep parlak ve ilgi duyulan halde tutmak istiyoruz ama içerde de asıl gayemiz sağlam ve tercih edilen bir alt yapı kültürü oluşturmak. Bugün U11, U12 ve U13 kategorilerinde oyuncularımız var bu oyuncu ve kategorilerin hem niceliklerini hem de niteliklerini geliştirmek asıl hayal ve hedefimiz. Özetle bu sezon A takımla yakaladığımız başarının büyüsüne kapılmıyoruz ama elbette yaptığımız işten dolayı gurur duyuyoruz ve çıktığımız bu yolun sonuna kadar büyük bir inançla gideceğiz inşallah.

Kulüp üyesi, antrenörü ve futbolcusu olarak Kotyora Futbol Kulübü’nün adeta parçasısın. Bu üç görevi nasıl anlatırsın. Zorlukları, farklılıkları, psikolojik etmenleri nasıl oluyor?

Bu soruya şöyle bir özeleştiri ile başlamak istiyorum. Aslında bu kadar çok sorumluluğum olmasının sebebi kontrol manyağı inatçı, mükemmeliyetçi biri olmamdan kaynaklı. Sorudaki sıfatlarım az bile. Malzemecilik, sağlıkçılık, zaman zaman masörlük yapmışlığım da var. Hatta bazen Osman ağabeyden temizlik malzemelerini alıp kullandığımız depoyu -meşhur tuvalette soyunan amatör takımın depo olarak kullandığı tuvalet- temizliyorum. Kulübü ben ve arkadaşlarım 19 Eylül 2016’da hep birlikte kurduk. Haliyle bir kurucu üyeliğim söz konusu. Kurucularımızdan biri olan Doğanay’ın benim hakkımda Haki Semi Yen esprisi var. Ben de diğer kuruculardan da müsaade alarak Dernekler İl Müdürlüğü’ne teslim ettiğimiz evraklarda adımı kurucu başkan olarak yazdım. Tabi hemen görevi ilk demokratik başkanımız olan Avşin Kaşık’a devrettim ve onun yönetimine girdim. Birden fazla görev üstlenmemde de her şeyden haberimin olmasını istemem yatıyor galiba. Ama despot bir diktatör gibi de anlaşılmak istemem. Zira çok sert, her şeyi tartışmayı seven bir yönetim kurulumuz var. Kulübün parası ile alınan bir kâğıdın bile hesabı kuruşu kuruşuna sorgulanıyor. Avşin Kaşık ve ben biraz göz önünde bulunsak da işler içeride öyle yürümüyor. Yeri geliyor atılacak bir tweeti dahi oylamaya sunmak zorunda kalıyoruz. Yani yöneticilik konusunda iş bölümü yapmış çalışkan bir ekibimiz var.


Yönetim kısmını gayet açık şekilde anladığımızı düşünüyorum. Peki saha içinde neler oluyor ?

Futbolculuk kısmına gelirsek, idman yapmayı ve saha içini çok seviyorum. Yöneticilerim ki bir kısmı futbolcularım olur, beni bir şekilde katakulliye getirirler de antrenörlük lisansımı çıkartırlar diye yeni sezon kitapçığı yayınlanır yayınlanmaz futbolcu lisansımı bizzat kendim çıkartıyorum. Anlatamayacağım bir duygu, kırık kolla maça devam eden hastalıklı bir yapım var saha içine karşı. Ama takımın teknik direktörlüğünü yaptığım dönemlerde kendimi hep joker olarak kullanmayı tercih ettim. Ama bazı istatistikleri de kovaladığımı itiraf edeyim. Onlardan biri de Ziya Yılmaz ve Cenk Öztürk’le birlikte 4 sezondur her sezon gol atmış 3 Kotyora oyuncusundan biriyim. Ama her şeye rağmen takımın teknik sorumluluğu üzerimdeyken futbolculuk geri planda kalıyor. Bu sezona baktığımda kırmızı kart ve sakatlıklar sebebiyle sadece eksik mevkileri tamamlamak için ilk 11’de sahaya çıktım. Bu durumun sadece bir istisnası oldu. Zaten kulübede de olunca ısınmaya bile çıkamıyorum. Bana hala 19 Eylül’de maça çıkmak nasip olmadı bu yüzden. Bu sezon Orduspor 1967 FİSK ile 19 Eylül’de yaptığımız maçın önceki akşamı. Her türlü senaryoda kendimi oyuna atacağım demiştim. Ama maç anında kulübedeyken tek bir pencereden bakıp karar veremiyorsun, yani o gün de oynayamadık. Teknik direktörlük konusunda da Süleyman Bayraktar ve ben Kotyora FK’nın doğal teknik adamları konumuna gelmiş durumdayız. İlk günden beri çok kendine has bir oyuncu grubu ile beraber olduğumuzdan dışarıdan bir hoca ile uyuşmak çok kolay olmadı. Esasen ben bu durumdan çok hoşnut değilim. Çünkü A takım sorumluluğumu azaltıp kulübün alt yapısına daha çok zaman ayırmak istiyordum. Ama benden yaşça büyük oyuncularım olmasına rağmen hiçbir zaman otorite sorunu yaşamadığım, antrenmanlarda çalıştığımız her şeyi saha uygulayabilen disiplinli ve özverili bir oyuncu grubum olduğu için de bu takımda teknik direktörlük yapmaktan da büyük zevk alıyorum. Yani Kotyora FK’nın teknik direktörüysem diğer tüm sorumluluklarım kulüpteki arkadaşlarımın da yardımıyla arka planda kalıyor. En büyük motivasyonum saha da takımı idare etmek üzerine oluyor.

Saha içerisinde genelde sağ bekte görmeye alıştığımız bir isimsin. Kendini en çok nerede oynarken rahat hissediyorsun ve hem antrenör hem de futbolcu olarak idol belirlediğin isimler var mı ?

Lisede ve Bursa amatöründe hep forvet oynadım 16-20 yaş aralığında hız olarak akranlarımdan öndeydim. O dönemde hocalarım çift forvetin biri olarak tercih etmişlerdi beni. Orduya geldiğimde Esnafspor’la 2. Amatör şampiyonluğu yaşadığımız sezon Adem Aksoy kenar oynatmıştı beni. Sağ ayak olmama rağmen sol ayağıma karşı bir özgüvenim vardı, kullanmaktan çekinmiyordum. Pozisyon alırken de sağ/sol kenar ayrımı yapmıyordum. Sanırım bundan olacak bir sonraki sezon takım sol beksiz kalınca Adem Hoca koca sezon beni sol bek oynattı. Üstte de belirttiğim gibi Kotyora FK’da da hangi bekimize bir şey olsa yerini doldurmaya çalıştım. Yanımda iyi bir stoper varsa bek oynamak çok zevkli oluyor. Bizim takımda da stoper mevkiinde çok güvendiğim Berat, Doğanay ve Zafer Yaldız var. Ama ben en çok Zafer ağabeyim sol stoperken sol bek oynamayı seviyorum. Çünkü Zafer ağabey 10 numara kalitesinde bileklerle iki ayağını da kullanabilen bir oyuncu, haliyle onunla oynarken topla daha çok temasım oluyor. Bu da saha içinde bana özgüven katıyor. Çocukken Del Piero ve Roberto Carlos hayranıydım. Owen ve Buffon’a da sempatim vardı. Benim futbolculuğumu düşünürsek bu isimler bana idol almak için bile çok lüks açıkçası. Ama benim çocukluğumun futbol kahramanı Tsubasa değildi “L favorileri” ile Del Piero’ydu. Yaşıtlarım Tsubasa izlerken ben TRT’de Avrupa’dan Futbol programında Del Piero’yu izlemek için Juventus’un maç özetlerini beklerdim. Teknik adamlık konusunda ise önce yakından başlayayım. Her şeyden önce bende bu alanda farkındalık yaratan Süleyman Bayraktar oldu. Kendisi benim kıdemlimdir. O TFF C kursuna katılıp antrenörlük belgesi alınca bir sonraki kursa beni yönlendirdi. Önce ona teşekkür ederim. Adem Aksoy hocam örnek aldığım kişilerden. Kendisindeki idman çeşitliliği internet ağında bulunan idmanların tümünden daha fazla olabilir. Esnafspor’da idmanlarımız asla birbirini tekrar etmezdi. Geçen sezon takımımız devre arasına kadar çalıştıran aynı zamanda liseden beden eğitimi öğretmenim olan Kamil Yılmaz hocam hem öğretmenlik hem de futbolun alt yapı eğitmenliği konusunda örnek aldığım isimlerden. Aynı takım içinde daha çok çalışıp ondan daha çok idman görmek isterdim.

Yerel anlamda hayran ve sana etkisi olan isimlerden bahsettin. Peki bu ağı ulusala ve uluslararasına yaymak istersek Hakican Tekkaya kimi idol olarak alıyor ?

Ulusal spor adamlarında Sinan Bayraktar hocam benim için çok önemli. Aynı zamanda kulübümüzün onursal başkanı olan Sinan Hocamın desteğini ve hamiliğini kulübümüz ve ben sürekli hissediyoruz. Yıllardır futbolun profesyonel kısmında başarı ile futbolculuk ve teknik adamlık yapmış birinin size her an yardıma açık olduğunu bilmek büyük şans. Sinan hocam Ordu’ya geldiğinde idmanlarımızı ziyaret eder, maçlarımıza gelir. O idmanlar ve maçları sınavımmış gibi hissederim. Uluslararası isimler arasında ise Jurgen Kloop’a her anlamda öykünüyorum. Sarri, Gasperini, Conte, Bielsa sıkı takip ettiğim hocalardan. Günümüz bilgi çağında bu isimlerin yöntemlerine, idmanlarına, taktiklerine, futbol hakkındaki fikirlerine neleri nasıl oturttuklarına ulaşmaya çalışıyorum. Üstte futbolculuk konusunda idollerimin lükse kaçtığını söyledim ama teknik adamlıkta hep zirveyi takip ediyorum. Çünkü onların uygulamalarını kendi takımıma %1 oranında uyarladığımda bile bu bizim oynadığımız seviyede amatör futbola %100 olumlu katkı veriyor. Bu durum Antrenörlük kursunda da öğretilmişti. En iyisine bakıp ama kendi şartlarınıza uygun şekilde onları evirebilmemiz gerekiyor. Ben de buna gayret ediyorum.

Şimdi özel bir soru sormak istiyorum. Sen de Menajerlik oyunu aşığı birisisin. Bazıları sadece bilgisayar oyunu derken bazıları gerçekle iç içe olduğunu düşünüyor. Bilgisayar başından saha içerisine uzanan bu yolculuğunda Football Manager’in katkılarının olduğunu düşünüyor musun?

Bir itirafta bulunayım lisede CM/FM oynayan arkadaşlarıma ben de “ya o yazıları okuyup noktaların maçını mı izleyeceğim?” demiştim. Ama sonunda FM’ye bir kere bulaşınca daha da arkasını alamadım. Bir de şu var ben konsol oyunlarında çok beceriksizim oynayabildiğim tek oyun da FM haliyle. Ama asla sadece bir oyun değil. Avşin Başkanıma söylüyorum yabancı oyuncu oynatabildiğimiz seviyeye geldiğimizde transferler hazır. FM’yi açıyorum, listeyi hazırlıyorum. Kotyora FK planları henüz aklımın ucunda bile değilken saatlerce FM oynayıp bilgisayarı kapattığımda “gerçekten bir takım çalıştırsam şöyle yaparım, böyle yaparım” dediğim oldu tabi herkes gibi. Ama şunu söyleyeyim gerçeği kesinlikle çok daha zor ama çok daha keyifli. 2016 Eylül’de kurduk Kotyora FK’yı, benimde en son oynadığım sezon FM16 idi. Gerçeği daha tatlı gelince sanalı ile aramız açıldı. Ama bu kez de Çin Virüsü’nden dolayı gerçeğinden uzak kalınca yıllar sonra FM20 oynamaya başladım. Tabi gerçeği ile aynı tadı vermiyor. Bu arada FM20’de kulüp olarak bir hayalimiz daha gerçekleşmiş oldu, sağ olsunlar Sports Interactive Games FM20’de Kotyora FK’ya da yer vermiş.

TFF amatör maçların Temmuz ayında başlayacağını belirtti. Ordu 1.Amatör Lig Play-Off maçları var. Covid-19 pandemisinin devam ettiği bu dönemde kararı nasıl değerlendirirsin?

Çin Virüsü salgını konusunda Ordu’da en hızlı karar alan kulüp bizdik. Bakanımız Sayın Fahrettin Koca’nın Türkiye’de görülen ilk vakayı açıkladığı akşam TFF’nin kararını beklemeden o hafta oynanacak bir çeyrek final maçımız olmasına rağmen A takım ve alt yapı seviyelerinde tüm faaliyetlerimizi askıya aldık. Bu konularda aşırı pimpirikli biriyimdir. Allah korusun bırakın can kaybını bizim sorumluluğumuzdaki birilerinin bizden sebep başı ağrısın istemem. Haliyle ilk etapta lig falan umurumuzda değildi ama bugün devletimizin tedbirleri ve vatandaşımız özverisi işe yaramış gibi duruyor. Ayrıca berber ve alışveriş merkezlerinin açıldığı ve insanların buralara gittiği yerde futbol çok masum kalır. O yüzden şimdiki düşüncem başlanılan tüm liglerin sonuca bağlanması yönünde. Ayrıca bu Çin Virüsü sebebiyle evlerde kalmak oyuncu grubumuzda da ayrı bir motivasyon yaratmış durumda, hepsi AROG’daki Carlos gibi ilk idman birkaç sakat vermekten korkuyorum.

Son olarak Kotyora Futbol Kulübü ne zaman hazırlıklara başlayacak ve Play-Off’ta hedefiniz nedir?

Her ne kadar liglerin başlamasını hoş karşılasak da virüsün ilk gününde önlem almaktaki aceleci tavrımız yerini bu kez tam tersi şekilde ihtiyatlı ve sakin bir tutuma bıraktı. Ülke genelinde ve özellikle şehrimizde vaka sayısı beni idman yapmaya ikna edecek seviyelere düşerse inşallah 15 Haziran’da sahaya inmeyi düşünüyoruz. Ama düşüş olmazsa biraz daha bekleyebiliriz. Zira insanları, sağlığın söz konusu olduğu bir yerde Karşıyaka’ya idman yapmaya sürükleyemem. Çünkü profesyonel takımlar her türlü tedbiri alıp önceden testini yaptırıp oyuncusunu tesislerinde izole şekilde tutup çalışmalarını sürdürebiliyor. Ancak amatör takımların alabileceği hiçbir önlem yok. Bizim de bir yanımız futbol aşkı ile sahalara dönmek istese de bir yanımızda da hep bir soru işareti olacak açıkçası. Virüs engeli girene kadar sezon başından beri sıkı çalışan bir ekiptik. Takımımız 4 yıl önce ilk maça çıktığından beri ne zaman hesap yapsa hep işler ters gitti. O yüzden bu sene puan tablosuna bakmadan sadece çıkıp maç yaptık. Yaşadığımız puan kayıpların kaç kere puan tablosuna baktığımızı görebilirsiniz. Ben oyuncularıma hep şunu söylüyorum. Bizim motivasyonumuz mutlu olmak. Salı günü idmanı iple çekip birbirimizi mutlu görmek. Bizi mutlu eden tek şey ise maç kazanmak, Pazar günü o maçı kazanalım, zafer duygusunu hissedelim, karşılığında 3 puan vermeseler de olur. Böyle oynadığımız 16 hafta sonunda ligi ikinci bitirdik. Şimdi önümüzde oynayacak olduğumuz 1’i kesin 3 muhtemel maç var. Bunlarda da motivasyonumuz aynı, mutlu olmak için rakibimizin kim olduğu fark etmeksizin maçları kazanmak için sahaya çıkacağız. 3 maç görüp, 3’ünü de kazanırsak bize verilen kupayı gururla havaya kaldırırız.

Güzel ve sohbet tarzında bir röportaj oldu. Son olarak bu röportajı nasıl sonlandırmak istersin ?

Çok güzel hazırlanmış bu sorulara içtenlikle, bir dost ortamında sohbet eder gibi cevap verdim. Güzel soruların için çok teşekkür ederim Samet. Sanırım diğer röportajlarından birazcık uzun oldu. Sorular çalıştığım yerden gelince cevapları biraz dallandırdım galiba. İnşallah diğer röportajı yüz yüze Ordu’da, Kotyora FK’nın resmi YouTube kanalında yaparız.

SAMET KARADAĞ / ÖZEL RÖPORTAJ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Bu haberi spor52.com\'dan izin almadan paylaşamazınız!